PARİS'TE TÜRKİYE'DE DEMOKRATİK AÇILIM KONFERANSI
Fransa'nın Başkenti Paris'te, başkanlığını Kendal Nezan'ın yaptığı, Paris Kürd Enstitüsü tarafından organize edilen " Türkiye'de: Demokratik Açılım ve Avrupa Birliğine katılım Perspektifi " adı altında düzenlenen konferansa, Akademisyen, müzisyen, yazar ve siyasilerin katıldığı konferans tam gün sürdü. Türkiye'de İnsan hakları konusunda son durumun ele alındığı, Konferansda İlk oturumu Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen yönetti. Konucmacılar, Murat Belge, Dr. Necdet İpekyüz, Zübeyde Kılıç ve Nadire Mater. Bu oturumda İnsan hakları konusunda birer konuşma yaptılar. Oturumu yöneten Yavuz Önen, Türkiye'deki geçmiş zamandan bugüne kadar olan insan hakları ihlalelerini ve bunlara karşı yürüttükleri mücadeleden örnekler verdi. Türkiye'deki son yıllarda, başta işkence olmak üzere bir çok şeyin AB'nin isteğ idoğrultusunda tam olmasa da iyileşme sürecinde olduğunu vurguladı. İşkence yapanların cezasız kaldığını belirten Önen, işkence gördüğünü söyleyenlere karşı güvenlik güçlerinin de fiziki ve maddi olarak zarar gördüklerini iddia ederek işkenceye maruz kalan kişi hakkında dava açtıklarını ve açılan davaların son zamanlarda sayısının da oldukca kabardığını dikkat çekti.
Konferansın İlk konuşmacısı ünvanının kendisine verilmesine teşekkür eden Belge, Açılım üzerinde durduğu konuşmasında, açılım la ilgili olarak Başbakan ile bazı entellektüelerin görüşmelerinde kendisinin de yar aldığını, ama son zamanlarda, Kürd açılımından Demokratik açılıma geçiş oludğunu, bunun la da yetinilmediğini ve Milli Birlik ve berabeerlik açılımı adını aldığını, bu gelişmelerden ben şahsen hiç bir şey anlamış değilim, aslında atılan adım iyi bir şeydi. Ama, Kürd sorununun bu şekilde çözüleceğine ben inanmıyorum. Hükümet de buna inanmıyor, Başbakan zaten bu açılıma Devlet açılımı dedi, Sivil toplum örgütlerinin desteğinde yapılması gereken açılımlar, Devlet deyince akla, Başbakan korkmayın konuşun demek istedi galiba şeklinde konuşan Belge, ben şahsen gelişmelerden ümitsizim fazla değişen bir şeyin olacağını sanmıyorum. İlk olaylar olduğu zaman Nevruz bayramı dolayısıyla 1992 yılında biz olayların meydana geldiği kentte idik. Şimdi Nevruz kutlamaları normal bir halde yapılabiliyor, iyi gelişmeler de var ama beklenilen şekilde bir değişim beklemek de hayalcilik olur kanımca dedi ve ben bu açılımın nasıl bir açılım olduğunu da inanın içinde bulunan birisi olarak anlamış değilim sizler bir şey anladıysanız bana da anlatırsanız bilgilenmiş olur sevinirim dedi.
Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Necdet İpekyüz, konuşmasına, Taş atan Çocukların mahkemelerde yargılanmalarına ve aldıkları cezalara dikkat çekti. Bunun toplum sağlığı açısından iyi bir durum olmadığını, ana dilde eğitimin aksadığını verilen vaadlerin tutulmadığını, TRT de Şeş açıldı aslında buda iyi bir gelişme eskiden, buna benzer şeyler suç oluyordu, İpekyüz daha çok bağlı olduğu kurumun faliyetleri konusunda bilgilendirme yaptı, çocuk psikolojisi işsizlik gibi durumlardan ortaya çıkan vahim durumları anlatı ve böyle giderse sağlıksız bir toplumun yetişeceğini söyledi.

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç yaptığı konuşmada, işçi haklarına sendikal haklara ve Tekel işçilerinin durumuna dikkat çektikten sonra, Polis'e taş atan çocuklara verilen cezaların çok ağır olduğunu, hükümetin yaptığını veya yapmak istediği, açılım veya AB için reformların hepsinin göstermelik birer kandırmaca olduğunu, yıllardır Kürd toplumunun beklentileri için verilen sözler vaadler oldu, AK parti iktidarı da açılım dedi ama açılımın ne olduğunu bir türlü anlatamadı. Kendilerinin açılımın nasıl bir şey olduğunu bildiklerinden şüphe ederim. Mecbur kalmasalar bunları da görmezden gelirlerdi. Türkiye tam bir kaos içinde, hergün yeni bir şeyler oluyor, hak isterseniz Ergonokoncu oluyorsunuz. bir çok şeyin yapıldığı söyleniyor veya yapılıyormuş gibi yapılıyor. kesin bir şey ortada yok. Demokrasi açılımı da denilse demokratik olmayan şeyler yaşıyoruz.dedi.
Bu oturumun son konuşmacısı bianet proje danışmanı, gazeteci Nadire Mater idi. Bu konuşmacı daha çok basın ve medya üzerindeki olumsuzlukları, kapatılan gazete, dergi, radyo gibi bir çok basın medya kuruluşunun baskı altında olduğunu, gazetecilerin tutuklandığını, Youtube sitesinin yasaklandığını, basın üzerindeki baskıları anlattı. AB ülkelerinde basın özgür olduğunu, TRT Şeş için Devletin desteğinde açılan bir yayın organı olduğunu haliyle, Nasreddin hoca hesabı, parayı verenin düdüğü çalacağı gibi parayı verenin yayında söz olacağını, AB ülkelerinde bir basın organı sivil toplum örgütleri tarafından finanse edilir, Türkiye'de böyle bir durum yok, durum böyle olunca da bağımsız basından söz ödilmesi de düşünülemez şeklinde konuştu.
İkinci Oturuma geçildi. Hamit Bozaslan'ın önettiği oturumda ilk sözü Dr. Tarık Ziya Ekinci aldı, Konferansı düzenleyen, Paris kürd Enstitüsüne teşekkürle konuşmasına başladı, yıllardır Kürd Halkının hakları için mücadele ettiğini, Cezaevinin ne olduğunu iyi bilirim diyen Ekinci, 4 bin çocuğun tutuklandığını bunlara 10, 15 yıl gibi cezalar verildiğini , Açılım konusunda ise böyle bir seyin olacağına inanmadığını, Türkiye'yi Nevzat Yalçıntaş zihniyetinin yönettiğini, bunun da Türk-İslam sentezi olduğunu, Kürd sorunu yıllar evvel de Mustafa Kemal Atatürk zamanında da var olduğunu, ama bugün gelişen durumdan çok olmasada biraz memnuniyetini gizliyemiyeceğini aktaran Ziya Ekinci, Eyalet sistemi olmadan Kürd sorununun çözülmesi düşünülemez dedi. 15 ayrı eyalet olması gerekir, burda kendi güvenliğini kendisi, kendi maliyesini kendisi kendi eğitimini kendisinin karar verecek bir eyalet sisteminin kaçınılmaz olduğunu, Ana dilde eğitim, kürd kimliği, Kürt alfabesindeki harfler çocuğa kürtçe isim buna benzer bir çok şeyden Kürt milleti asla vazgeçemez , bizi kandırıp geçirmeye çalışıyorlar, mücadele adamı asla taviz vermez Kürd toplumu hiç vermez vermiyerek haklarını elde etti. Bakınız gelinen nokta yeterli değil ama söke söke haklarını almaya başlamıştır Kürd halkı dedi. ve bundan böyle geri dönüş beklemesin kimse Kürt milletinden dedi

Paris'te Kürt Enstitüsü'nün düzenlediği konferans'ta Dr. Tarık Ziya Ekinci'den sonra söz alıp konuşan, şarkıcı Şivan Perver, Türkiye'nin değişmesi gerektiğini, sanatçılar olarak demokratik açılımda yer almaya hazır olduklarını söyledi.Türkiye'nin değişmesi gerektiğini kaydederek, Kürt sorununun askeri bir çözümle sonuçlandırılamayacağını belirtti. Perver, Türk hükümetinin demokratik açılımla iyi bir şey başlattığını ve ciddi şekilde sürdürmesi gerektiğini ifade etti. İkinci Oturumun ikinci konuşmacısı olarak, Şivan Perver konuşmasını Kürtçe olarak yaptı. Bazı Ülkelerden örnekler de verdi, Belçika, İsviçre, Lüksemburg gibi ülkelerde halkların ortak yaşamasını dile getirdi. Salondaki dinleyiciler arasında, Şivan'ın bu sözleri "çift bayraklı Ülke istiyor "şeklinde algılandı. Konferansta konuşmasını şöyle sürdüren Şivan, Ortadoğu’da emperyalist düzenin bitmesinin mümkün olmadığını belirten sanatçı Şivan, Kürtlere en yakın ulusun Türkler olduğunu söyledi.Demokratik açılımı da desteklediğini belirten Perver, "Beni çağırdıklarında hizmete giderim. Ülkemi seviyorum" dedi.
Şivan'dan sonra sözü Türk Tabipler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy aldı. Gürsoy kendisinden evvel konuşanlara dönerek, benim söylüyeceklerimi benden evvel söylediniz ben şimdi ne söylüyeceğim diyerek, sitem etti ve TRT ŞEŞ açılmasının iyi olduğunu, çocuklara verilen cezaların kabul edilemez olduğun, demokratikleşme yolunda ilerlemenin kaçınılmaz olduğunu, açılım la ilgili olarak hükümetin bir şeyler yapmak istediğini, ama neyin nasıl yapılıcağını bilmediğini ve önce Kürd açılımı sonra Demokratik açılım, Türkiye'de bir şeyler oluyor ama ne olduğu belli değil. Her gün ayrı bir şey oluyor. Turgut Özal ile başlayan değişimler, şimde değişik boyut kazandı, Ama Erdoğan Özal kadar cesur değil şeklinde konuştu, Kürdlerin yaptığı direnişi desteklediğini, Hükümetin Habur daki tutumunun anlaşılır gibi olmadığını söyledi. Kürtce ana dilde eğitimin hakları olduğunu da sözlerine ekledi.

Öğle yemeği sonrası saat 15:00 başlayan toplantının oturumunu Gerard Challand yönetti. Dr. Fuad Husseyin'in konuşması dinleyicileri video röportaj olarak sunuldu İngilizce yapılan konuşma, genel olarak Kuzey Irak ağırlıklı ve Türkiye'deki Kürd açılımı ile ilgili olduğu anlaşıldı.Öğleden sonraku oturumun ikinci Konuşmacısı Gazeteci Marc Semo idi, Marc Semo Türkiye'nin Avrupa birliği konuları üzerinde demokratikleşme süreci ve ilişkilere geçti, Türkiye'nin komşuları ile olan ilişkiler, İran ve Filistin konusu gibi konulara değindi ve hükümetin AB'nin isteği üzerine bazı reformları yaptığını yapmayı hedeflediğini anlattı. Ülkede mevcut sorunlar arasında Kürd sorunu ve Ergenokon gibi sorunların var olduğunu bir gerçek dedi.
Bu oturumun 3 konuşmacısı Dorothe Scmid idi, Bu Araştırmacı bayan da Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili yaptığı araştırmalar üzerine konuştu. Konuşmasının sonunda soru cevap bölümü kısmında gelen bir soru üzerine , Türkiye'nin Ermeni soykırımını tanımadığını böyle bir durumda Fransa'nın veya AB üyesi diger ülkelerin bunu kabul edemiyecekleri kendisine hatırlatıldı. ve bazı açılımlar konusundaki gelişmeler üzerine sorulan soruya, Dorothe Schmid, Ne Kopheang ne başka bir AB antlaşmasında Ermeni soykırımı yaptırımının yazılı olmadığını durum da böyle olunca bunun ayrı tutuduğu cevabını verdi.

Zaman Gazetesi yazarı olduğu açıklanan dördüncü konuşmacı Bejan Matur, tam anlamıyla AKP hükümetini A'dan Z'ye destekler bir konuşma yaptı, Erdoğan'ın çok iyi yolda olduğunu bu gelişmelerden siz ister memnun olun ister olmayın ortada güzel şeylerin bulunduğunu, Kürtlerin haklarını elde etmeye başladığıın, AKP sayesinde ülkenin demokratikleşme sürecine hızla girdiğini, daha evvelki hiç bir iktidarın yapamadığını, AKP nin yaptığını, aslında tüm konuşmacıların olumsuz yaklaşımlarına rağmen AKP nin yaptıklarının görmemezlikten gelmenin demokrat bir düşünce olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Abudllah Gül ile, Hindistan'a yaptığı geziye kendisinin de katıldığını, Hint devlet başkanının, AB, ABD gibi güçlerin bittiğini, Türkiye'nin bir ayağı olan Asya olduğunu, Asya ve Afrika gelecek için büyük kazanç olacağını belirtti ve AKP de bundan dolayı ilk önce komşularıyla ve müslüman ülkelerle arasını düzeltip sorunsuz ülke konumuna gelmek için çalıştığını, Kürdlerin de haklarını almaya başladığını anlattı. Konuşma bitimindeki sorulan sorular arasında, kendisinin AKP'li olup olmadığı sorusu yöneltildi. Barzani'ye bile iyi davranan Erdoğan kendi ülkesindeki Kürdlere zulm etmez dedi.
Oturumun son konuşmacısı, Jonhatan Randal, yaptığı konuşmada, Turgut Özal ile Erdoğan'ı mukayese etti, Özal döneminde Orta Doğu ve Suriye ile ilişkileri Özal'ın gazeteci Cengiz Çandar kanalıyla ilişkileri yönlendirmeyi ve Kürd liderlerle veya başkalarıyla ilişkiler kurduğunu, Kuzel Irak, Türkiye Suriye İran ilişkileri konusunda bilinen Uluslararası konular üzerinde Türkiye'nin konumunu irdeledi.
İkinci oturumda Kendal Nezan oturumu yönetti. İlk sözü, yıllardır tek yaptığı Kürdlerin yaşadıkları ülkelerin sınırlarını belirleyen bir harita çizmek olan Bernard Dorin, Türkiye haritasının bir kısmını Kürdistan yaptı, yıllardır aynı haritayı bıkıp usanmadan çizen bu konuşmacı yenilik adına bir adım ileri gitmeden aynı şeyleri tekrarlamaktan başka bir şey yapmadı yine, 80 yaşını aşmış olan eski Fransız Büyükelçilerinden sıra Bernard Dorin'e gelince, dinleyenlerden zaten çoğunluğubu kişiyi tanıdığı için eline kalemi aldığı an yine harita çizeceğini Kürdlerden daha fazla Kürt yanlısı bir tutum sergilediği söylendi.Bernard Dorin de söylenenleri boşa çıkarmadı ve o meşhur haritasını çizerek konuşmasına öyle başladı.
Demokratik Açılım ve Avrupa Birliği’ne Katılım Perspektifi Konferansı’na Osman Baydemir, Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi (KCK/TM) soruşturması kapsamında mahkeme tarafından kendisine konulan yurtdışına çıkış yasağı nedeniyle konferansa katılmadı ? Ama, Kürtçe yaptığı konuşmasının yer aldığı CD´sini gönderdi.Baydemir’in yaklaşık 15 dakika süren ve tamamen Kürtçe olan konuşması sinevizyon olarak salondakilere gösterildi ve dinletildi. Kürtçe yaptığı konuşmasında, hükümetin demokratik açılımla ilgili tutarsızlıkları, bu konudaki eleştirileri, partisine yönelik başlatılan operasyonlar, tutuklamalar ve buna karşı Avrupa ve dünyanın sessizliğini eleştirdiği öğrenildi.
Hakpar başkanı Bayram Bozyel bu oturumun ikinci konuşmacısıydı. Kürtçe yaptı konuşmasını, kendisine ayrılan zaman dolmasına rağmen tüm uyarılara kulağıın tıkayıp, başta partisinin probokandası olmak üzere gündemdeki konular üzerine uzun bir konuşma yaptı ve süresini aştı. belliki kendi partisinin reklamını ve yaptı. çevredekilerin konuşmacı hakkındaki yorumları bu yöndeydi.
Gazeteci Altan Tan'a söz verildi, Tan yaptığı konuşmada, ben AKP'nin yaptığı gelişmelerden memnunum dedi. Erdoğan benim uzun yıllardır arkadaşım dedi ve, baktım ki sabah dan bu tarafı hep AKP eleştirildi, hiç kendinizi eleştireniniz olmadı, şimdiye kadar gelen hangi iktidar bunlar kadar size hak tanıdı demokratik açılımlar yaptı sorusunu yöneltti. ve Biraz evvel Osman Baydemir'in video'ya kaydedilen konuşmasını dinledik, hep AKP'ye yüklendi, bir kere de PKK yı suçlamasını bekledim ama malesef ne de kapatılan DEP için de hiç kimse onları kritik etmedi. Evet Hükümet Habur girişinde, önceden pazarlık yaptı. Ben biliyordum iki gün evvel haberim vardı ve ben hatta Diyarbakır Gün tv de söyledim iki gün evvel gelecekler ve serbest bırakılacaklar diye, benim bile haberim vardı bundan dedi. Ama iki taraf ta yanlış yaptı, Kandil'den gelen bir arkadas elinde gül olmasa da kırdan topladığı bir çiceği Yozgatlı bir askerin boynuna sarılıp verseydi sarılsaydı , bu is orda biterdi, Gelenlerin yaptığı show, Milliyetçi partilerde yenilmişlik ve eziklik yarattı, ötekiler ise zafer kazandıklarını sandılar ortaya beklenilmeyen bir durum çıktı dedi. Konuşmacı, ben ne AKP 'den ne de sizlerden memnun değilim dedi, Baydemir'in konuşmasına katıldığını tekrarladı. Bozyel'in konusmasını da sevdim gerçekleri söyledi ikisi de dedi.
Bu oturumun ve Konferansın son konuşmacısı Mir dengir Fırat idi, Konferansta konuşan AK Parti Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Türkiye’de demokratikleşmeyle ilgili sorunları siyasi partilerin çözeceğini belirten Fırat, şimdiye dek her gelen iktidarın sorunları görmezden geldiğini belirtti. Türkiye’de ayrışma ortamının oluşmasını engellemek gerektiğini söyleyen Fırat, varılmak istenen noktanın, demokratikleşme, sorunların çözümü ve biraraya gelme olduğunu kaydetti. Fırat, ’’Türkiye iyiye gidiyor, yüzyılların biriktirdiği sorunları çöze çöze gidiyor. Türk demokrasisine herkesin destek vermesi gerek" şeklinde konuşan Fırat,Ben partim adına değil Kendal'a da söyledim şahsım adıma bu toplantıya katıldığımı bizzat söyledim. Bazı gerçekleri bilmeyenlerin burda böyle konuşması normal, gerçekten ben AKP li olduğum için değil ama iyi niyetle AKP bu işi kotarmak istiyordu. Ama engeller çıkıyor. Türkiye çok zor günler geçiriyor, doğusu da batısı da her gün halkın galeyana gelmesinden korkuluyor.
Ben Baydemir'in ve Bozyel'in konuşmalarını dinledim, bir an AKP den istifa edip bu partilere girmeyi bile düşündüm ama sonunda yaş ilerledi ben yine partim AKP de kalayım dedim diyen Dengir Fırat, Tutuklanan Belediye başkanlarından dolayı AKP'yi kınıyorsunuz. Ama AKP' li belediye başkanı da var tutuklanan. Örneğin Ederne belediye başkanı gibi, diğer taraftan ihale yolsuzluklarında tutuklananlar, ben bir hukukcu olarak telefon dinlemelerinden elde edilen deliller ve elde ele geçen delillerle bende olsam bunları tutuklardım dedi. Biraz evvel tüm konuşmacılar 4 bin çocugun tutuklu oldugunu söylediler, ben gelirken okudum 1000 çocuk tutuklu vardı, iki gün içinde 3 bin çocuk nalıs oldu da tutuklandı diye düsünmekten kendimi alamadım. inandırıcı olmuyor bu tür iddialar, evet ben 4 bin çocugun hapiste olmasını bırakın bir tek çocugun hapiste olmasına gönlüm el vermez. Peki tutuklayana söz söyleniyor da, o çucukları oraya gönderenlere niye söz edilmiyor ?. çocuğa ne işin var orda dersin çekil dersin. Ben varken sana ne oluyor, sen büyüdüğün zamnan bu islere basla dersin çocuk geri çekilir öyle değilmi ? Ama birileri çocukları öne sürüyorlar, haksızmıyım ? dedi. Hatırlayın, nevruz için lastık yakan çocuklara yakacağınız Lasitiğe bir lira veriyoruz getir denildi, çocuklar karakola lastik taşıdılar, Belki birileri de gençlere atın taşları alın bir lira demiş olamaz mı sorusunu sordu. Paris / Hodrimeydan
Son Güncelleme (Pazartesi, 01 Mart 2010 09:02)













