PARİS'TE TANINMIŞ ÜNLÜ TÜRK RESSAMLARI SERGİSİ AÇILDI
Fransa'da "Türkiye Mevsimi" etkinlikleri kapsamında, Yıllar evvel Paris'te çalışmış ve bir o kadar da sergi açmış, resim alanında hepsi ayrı bir ekol olmuş Türk ressamlarının " Paris'te Türk Okulu " adı altında açılan çoğu özel kolleksiyonlardan elde edilen, Avni Arbaş, Hakkı Anlı, Selim Turan, Nejat Devrim, Mübin Orhon, Remzi Raşa ile Albert Bitran'ın çalışmaları olan resimler, etkinlikler çerçevesinde, Elele Derneği ile Paris Anadolu Kültür Merkezi tarafından, Paris'teki Montparnasse müzesinde 9 Türk ressamın eserleri sergileniyor.

Ünlü Türk ressamların eserlerinin sergilendiğini duyan, Paris'li sanat severler serginin açılışına akın etti. İki katlı olan Montparnasse müzesinde açılan bu tarihi sergiyi görmek için gelen sanat severlerin kalabalık oluşu tam anlamıyla bir izdiham oluşturdu. Serginin açılışı için gelenler arasında, Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu ile eşi Sefire Efsane Burcuoğlu, Türkiye'nin Paris Başkonsolosu Uğur Arıner, ile sergide eserleri sergilenen, Nazım Hikmet'in " Abidin Mutluluğun Resmini Çizebilirmisin " dediği Ressam Abidin Dino'nun eşi Güzin Dino ve Türk ressamların yakın dostları ile hayranları vardı.

Sergide, aralarında Selim Turan, Fikret Mualla, Abidin Dino gibi Paris'te yaşamış ve çalışmalarında yaşadığı bu kentten etkilenmiş dokuz ayrı kendi stilinde ünlü ve bir çoğu hayatta olmayan Türk ressamın eseri, sergiyi gezenler tarafından ilgiyle izlendiği görüldü. Büyükelçi Burcuoğlu ile Abidin Dino'nun eşi Güzin Dino, sanatçı eşi Dino'nun eserleri üzerine ve yaptığı çalışmalarla ilgili kısa bir sohbet ettikleri görüldü. Paris'in bu güzel ve mutena semtinde açılan " Paris'te Türk Okulu" sergisini 4. Nisan 2010 tarihine kadar sanat sever gezebilecekler.

Fransız Hükümetinin verdiği bursla dünya sanat merkezi olarak bilinen Paris'e gelen Avni Arbaş, çalışmalarını 40 yıla yakın bir süre bu kentte yaptı. İlk kişisel sergisini Paris'Iten gönderdiği resimleriyle 1951 yılında İstanbul'da Maya adlı Galeri'de açan sanatçı iki yıl sonra Paris'teki Galeri La Roue ikinci kişisel sergisini açan ressam Arbaş, çalışmalarının çoğunda köy manzaraları ve köy hayatı temasını işlediği görüldü. Bu zaman süresinde Sanatı ve yeteneğini iyice geliştiren Avni Arbaş, Paris, Antibes ve Vallauris'te aralarında Picasso, Tristan Tzara, Aragon ve Prevert kardeşlerin de bulunduğu bir dost çevresi içinde kendisine yer edinmiş ve "Paris Okulu" ressamları arasında yerini aldığı biliniyor. 16 Ekim 2003'te İzmir'in Foça kasabasındaki evinde hayata gözlerini yuman sanatçının bir çok eseri çeşitli müze ve özel kolleksiyoncuların özel kolleksiyonrları arasında bulunuyor.

Paris Montparnasse Müzesi'ndi eserleri sergilenen, bu alanda tarihe maal olmuş Türk ressamlardan bazılarının çalışma hayatından kısa kesit ve haklarında yapılan yorumlar şöyle: Şehirleri resmetmeyi seven Fikret Mualla, resimlerine İstanbul ve Paris'in insanlarını, sokaklarını,kafelerini, sirklerini ve balıkçıları resimlerine taşımış ve renklerle oynamayı seven sanatçının, Henri Matisse'nin renk kullanımından çok etkilendiği söylenir.Çalışmalarını genellikle renkli fon kağıtları üzerine quaj boya ile yapan Mualla, Suluboya ve pastel malzemelerini resimlerinde sıkça kullandığı da bilinir. Paris sanat ortamında tanınmasının zaman aldığı da söylenen Türk ressam için, ünlü ressam Picasso tarafından eserlerinin övüldüğü ve hatta bir resmini Picasso'nun satın aldığı anlatılır. Ölümünden sonra Paris'te açık arttırmaya çıkarılan resimleri de Türk devleti tarafından satın alınmış ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi'nde bir Fikret Mualla Salonu oluşturulmuş olduğu sanat severlerce yakından bilinir.

Fransız Hükümeti'nin bursu ile Paris'e gelen Selim Turan, bu kentte uzun süre yerleşik olarak resmi ve özel atölyelerde çalıştı. Ranson ve Goetz akademilerinde 1953-1983 yılları arasında resim dersi veren sanatçı, bu arada mermer heykeller de yaptığı biliniyor. Fransa'nın bir çok kentinde fresk, seramik,mozaik ve heykelleri bulunan sanatçı Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Türkmen Taktakuşlar Köyü'ndeki özel Etnoğrafya Galerisi'nin kurulmasına katkıda bulundu ve 1991 yılında Sorbonne Üniversitesi'nde Profesör olarak Doktora jürilerinde de yer alan sanatçı, 13 Ekim 1994 tarihinde Paris'te öldü. Cenazesi Paris'ten Ankara'ya gönderilen Selim Turan, Atatürk kültür Merkezi'nde yapılan bir törenden sonra toprağa verildi.

Hakkı Anlı, 1947 yılında Paris'e gelmiş ve bu kentte iki yıl boyunca resim çalışmalarını aralıksız olarak burda yapmıştır. !954 yılında tamemen Fransa'ya yerleşen sanatçı, yurtdışında ilk sergisini 1958'de Paris'te açmış ve sırasıyla, İsviçre, İtalya, Yunanistan ve Yeni Zellanda gibi ülkelerde açılan kişisel ve karma sergilere katılan ressam Anlı, çağdaş Türk resmini yurtdışında tanıtmayı amaçlamış ve uzun bir aradan sonra 1978'de resim çalışmalarını İstanbul Cumalı Sanat Galerisi'nde sergilemiştir. Sanatçının yaptığı figür ve ölüdoğa çalışmaları dışında, Fransa'ya yerleştikten sonra soyut resme yönelmiş ve önceleri Picasso'nun daha sonra Metzinger'in etkisinde kalan sanatçı Hakkı Anlı, figürü lekeci bir soyutlama düzeyinde ve erotik temaların ağırlığını duyurduğu bir komposizyon düzeni içinde resminin ana elamanı olarak yansıttı. Sabah Tıvalet ve Eyfel Kulesi adlı eserleri 1960'lardan sonraki çalışmalarının özelliklerini yansıtmış olduğu örneklerdir.

Türk resim sanatının soyut eğilimli sanatçıları arasında kabul gören Mübin Orhon, son yıllarda müzayedelerde çok yüksek fiyatlara alıcı bulmaya başladı. bu sonuç Türk kolleksiyonerlerin uzun yıllardır devam eden soyut sanata soğukluğunun da kirildiğinin bir göstergesi olduğu ifade edilen sanatçı Orhon, Fransa'da aldığı eğitimden sonra 1981 yılında vefat edene kadar soyut eğilimden kopmadan eser üretmeyi sürdürdü. 2007 yılının Ekim ayından buyana Türkiye'de satılan Mübin Orhon eserlerinde gözle görülür bir artış olduğu biliniyor. Bu tarahten evvel en pahalı Mübin Orhon eseri 30.doları geçmezken, bu tarihten sonra yaşanan artışla eserler 180 bin dolara kadar alıcı bulduğu gibi 30 haziran 2008 tarihinde en önemli müzayede evlerinde rekor kıran sanatçı Orhon'un bir eserine 374 bin 500 dolar ödeyip alan oldu ve Mübin Orhan satılan bu eseri ile en pahalı Türk ressamları arasında 14 sırada olduğu belirtildi.

Kaligrafi üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınan sanatçı Nejat Devrim, Paris ekolü renkçiliği ve siyah beyaz olarak üç ayrı döneme ayırır çalışmalarını 1965'den sonra Amerika, Polonya gibi Batı ülkelerinin yayında Ürdün, mısır, Suriye ve Irak'ı da içine alan Orta Doğu ülkelerine yaptığı gezilerin ve özellikle de ,Çin'e yaptığı üç gezinin etkisiyle, yaptığı çalışmalarında resmi yumuşatan sanatçı Devrim, Paris'e geldiği ilk yıllarda Bizans mozaikleri etkisiyle, gerçekleştirdiği Ayasofya üzerine yaptığı çalışmayla resimlerinin geometrik yapısı kırılır. Hem İslam hat Sanatına, hem de Bizans Sembolizmine bağlı olan Nejad Devrim, günümüzün ritm ve mekan sorunlarına kandine özgü çözümler getirir: Fransız resim sanatına katkısı, dengeli yapısı ve yalınlığı ile olduğu kadar, Doğu'dan gelen ilk ve son derece sağlıklı bir katkı olarak kabul gören sanatçı Lirik Soyuta uygun, Doğu sanatının izlerini taşıyan, açık ve serbest yapısıyla tanınır.

Abidin Dino, çağdaş Türk resim sanatının öncülerindendir. Türk resim tarihinde D Grubu ve Yeniler Grubu adlarıyla anılan sanat topluluklarının öncülerinden olmuştur. Türkiye'nin yanısıra Fransa,Cezayir, ABD gibi ülkelerde sergiler açmış; yurtdışında Fransa Plastik sanatlar birliği Onur başkanlığı, New york dünya sanat Sergisi danışmanlığı gibi görevler üstlenmiştir.Sol görüşlü bir aydın olan Dino, siyasi düşünceleri nedeniyle bir süre Türkiye'de sürgünde yaşamış 1952'den itibaren Paris'te yaşamını ve çalışmalarını sürdürmüş olan sanatçı için, Ünlü Türk şairi Nazım Hikmet " Abidin sen Mutluluğun Resmini Yapabilirmisin "sözleriyle de ünlenen bir ressamdır. 10 yılı aşkın bir süre evvel Paris'te hayata veda eden Abidin Dino'nun cenazesi Türkiye'ye gönderilmiş ve orda defnedilmiştir. Ünlü ressamın bir çok eseri, resmi müze ve özel kolleksiyoncuların zengin kolleksiyonları arasında bilindiği bilinir.

Paris'e 1949 yılında mimarlık eğitimi almak üzere gelen Albert Bitran, burda kentin ikinci dünya savaşı sonrası sanat ortamına özellikle uluslararası kimliğiyle damgasını vuran Paris Okulu'nun aktörleriyle tanışan Bitran, çok geçmeden estetik araştırmalarını renk ve geometri üzerine kuran bu sanatçıların da etkisiyle, mimarlık eğitiminden uzaklaşarak soyut resme kapildiği görülür. İlk kişisel sergisini 1951 yılında Paris'te açan sanatçı; aynı yıllarda Nejat Devrim ve Mübin Orhon ile birlikte, soyut sanat tarihinin görkemli gösterileri, bağımsız salon'lara davet edilmiş olup, 1956 yılından başlayarak önce Paris Kenti Sanatlar Müzesi, ardından Centre Pompidou olmak üzere Fransa'nın önemli müzelerinde temsil edildi. İzleyen yıllarda eserleri, Amerika, İngiltere, danimarka, Hollanda, Avusturya, norveç, İsveç ve Küba müzelerinin kolleksiyonlarına katılırken, Kişisel sergilerini başta Paris olmak üzere, New York ve Kopenhag'da açan sanatçı Bitran, ayrıca "Paris Okulu " etrafında düzenlenen pik çok karma sergiye katıldığı gibi, 2007 yılında santralistanbul'da açılan "modern ve Ötesi adlı sergide eserleri sergilendi.

Paris Okul'u sergisinde eserleri sergilenen ve hayatta olan ressamlardan birisi de Remzi Raşa, Resim Akademisi'nde Levy'nin yanında bir süre çalıştıktan sonra 1954 yılında Paris'e gelen ve yaşamını ve çalışmalarını bu kentte sürdüren Remzi Raşa, kendi deyimiyle " Herşeyden önce bir duygu ressamıdır" çalışmaları için yabancı eleştirmenler, tüm resimlerinin onu, bağlantılı olduğu durumun ifadesi olarak gördüklerini belirtirlerken, 1950' lerden sonraki resimlerinin onu bağlantılı olduğu insani anlamın kişisel anlatımına en uygun bir figürasyona ve yenileşmeye yöneltmiş olduğunu belirtiyorlar.

Paris(Hodrimeydan)
Son Güncelleme (Çarşamba, 03 Mart 2010 21:59)














