İçimizden Biri
İHTİYAÇ HASIL OLDU: FRANSA'DA TÜRKLER PSİKOLOG'LA TANIŞTIÇok kere yakın çevremden duymuşumdur. Yurtdışındaki vatandaşlar için, Konsolosluk'da, Çalışma Müşavirliği, Eğitim Müşavirliği,Din hizmeti Müşavirliği bulunuyor bunlar ihtiyaç olduğu için, ihtiyaç görüldüğünden dolayı bunlar devlet eliyle vatandaşa sunulan bir hizmet anlayışı. Bu hizmet anlayışına "Psikoloji" hizmeti veren Psikologların da bulunması gerektiğini söyleyenler çok olmuştur. Bunun da başlıca nedeni, Fransa'da yaşayan Türk toplumunun yaşadığı ülkenin lisanını yeterli derecede konuşamaması ve derdini ve sorunlarını kendi dilinde anlatabileceği bir psikoloğun bulunmamasından kaynaklanıyor. Hayat şartları zorlaştıkca insanların haliyle psikolojileri bozuluyor. Çok kültürlü bir ortamda yaşamak ve haliyle kendi kültürü dışında başka kültürlere açık olmayan aileler var. Ama bunların bu ülkelerde dünyaya gelen ve büyüyen çocukları zengin bir kültürün içinde harmanlanması, anne ve baba ile çocukların arasındaki iletişimsizliği körüklüyor.
Bunlara bir de ithal gelin veya ithal damatların katılması üzerine Türk toplumunun çoğunluğu olmasada bir kısmı bunalım içine giriyor çıkmazları oynamaya başlıyor.İşte tam bu zamanda Psikoloğa ihtiyaç duyuluyor. Bu sefer de dil sorunu ortaya çıkıyor. Psikologla baş başa konuşmak varken, araya tercüman girmesi işi bir değil belki de bin kat daha da zorlaştırıyor. Zaten sorunlarını psikoloğa anlatmaya yanaşmayan kişi bir de üçüncü kişinin bu olaydan haberdar olmasından son derece rahatsızlık duyduğu için, psikoloğa gitmeyi aklının ucundan bile geçirmiyor. Bir de Psikologa gitmeyi "ben akıl hastasımıyım " şeklinde yorumluyarak algılıyor. İstemeden bir millet sorumlu toplum olarak görülüyor. Yukarıda izahını yapmaya çalıştığım sorunları ortadan kaldıracak, yıllar evvel Fransa'ya gelmiş Türklerin burda doğan veya burda büyüyen ve burda okuyan çocukları var.Psikoloğun ismini bile duymak istemeyen anne ve babaların çocukları şimdilerde karşımızı Psikoloğ olarak çıkıyorlar. Hasan Ozan gibi, kendi kabinesini açıyorlar ve kendi dillerinde sorunlu vatandaşlarımıza yardımcı oluyorlar.Kadın ve erkek elbette çocuklar üzerine, Psikolojik Aile Terapisi uzman Danışmanığı üzerine çalışmalar yapan Psikoloğ Hasan Ozan ile çalışmaları konusunda siz Hodrimeydan okurları için konuştuk.
" Ben okulu ve bu meslekte stajı bitireli 2 seneye yakın oldu. Kabineyi bir meslektaşımla ortak olarak kullanıyoruz. Ben aynı zamanda Paris'teki ruh sağlığıyla ilgili bir hastanede yarım gün çalışıyorum. Zaten ben okuluma devam ederken de aynı hastanede çalışıyordum. Psikolog olmayı ben bizzat kendim istiyerek seçtim, hatta bu işi tam anlamıyla gerektiği şekilde yapabilmek için, okuldan mezun olduktan sonra, 1 seneyi aşkın süre, ABD, Avusturalya, Hindistan, Malezya gibi ülkelere gidip orda halkla iç içe bire bir karşılıklı konuşmalarım oldu. mutlu insanları da gördüm konuştum. Mutsuz insanları da yerinde görüp durumlarını inceledim. Zengin-fakir yaşantısına eğilmişliğim de oldu. Bunu ben istiyerek yaptım. İnsan ilişkilerini derinine inceleme fırsatım oldu. Tüm bu detaylardan sonra biraz evvel sözünü ettiğim bir meslektaşımla bu kabineyi ortak kullanmak üzere açtık. Türkçe bilmemin faydası Türk müşterilerimiz için avantaj oldu bana, tabi ber de aynı kültürü paylaşmanın kolaylığı var. Bizim meslekte bunun önemi büyük aslında, olaya daha kolay yoldan ulaşabiliyorsunuz.
Peki, gelen kişilerin veya isterseniz ben size şöyle sorayım,vatandaş size niçin gelir ?
" Ben size baştan da belirttiğim gibi, ben Psikolojik Aile Terapisi uzman Danışmanığı üzerine çalıştığım için, aile ile ilgili konularda gelenler oluyor, buna çocuklar dahil, gördüğünüz gibi çocuklar için özel bir şeyler var. eskiden Psikoloğa gidiyorum diyene " delimisin " benzetmesi yapılırdı, şimdi nesil değiştikçe anlayış da değişti, gelenler rahatlayıp çıkıyorlar. Aslında, bizim kültürümüzde genellikle testi kırıldıktan sonra çare aranıyor sorunlar doruğa çıkıyor. Hatta geri dönülmez hal alıyor ondan sonra bize geliyorlar.Yani psikoloğun kapısını çalıyorlar. Bana gelenlerin çoğunluğu, ithal gelin ve ithal damat dediğimiz türden, bunlar birbirleriyle iletişim kuramamanın kurbanı oluyorlar. En çok duymaya alışkın olduğum söz şu oluyor " Eşim, ilk tanıştığımızda böyle davranmıyordu " diyorlar. Tabi ki öyle değil, çoşkuyla ilişkiye başlamışlar. Ama, beklentiler, ilişkiye ve evliliğe bakış açısı değişmiş. İlk zamanlar sevgilisini günde beş kez arayan ve çicek bile gönderen adam, o kadın eşi olunca tüm romantizmi unutuyor. Kadın ve erkek doğası icabı çok farklı. Erkekler genellikle motamottur. Teknik düşünür. Bir erkeğin, karısına nasıl hitap edeceği konusunda beceri geliştirmesi lazım. Erkek, sevgi dilleri ile hitap etmeyi öğrenememişse kadın sevilmediğini hissediyor. Psikolojik ihtiyaçları doyurulmadığı için karşı tarafa da bunu sunamuyor.
ABD başta olmak üzere çok ülke dolaşıp burayı açmışsınız, mesleğinizle yenilik kattımı?
"Elbette var. olmaz olurmu, biz şimde bir dernek kurmak istiyoruz ve bu derneğe işinin ehli uzmanları üye olmaya çağıracağız. Derneğe üye olacak kişiler arasında, dişçi de olacak, göz uzmanı da, muhasebeci de olacak. Ekonomi danışmanı da bulunacak. Bunu niçin mi buna benzer birden çok meslek erbabını kuracağımız derneğe üye olmaya davet edeceğiz. Bize gelen hastanın tut ki bir konuda takıntısı var, biz ilk önce güvendiğimiz uzman kişiye hastamızın sorununu aktaracağız ve bu konuda yardımını talep edeceğiz. Uzman üyemiz bizim hastamızın takıntısıyla ilgili sorunu ortadan kaldırdığı zaman hastamızın bize güveni doğacak. İşte bundan sonra onun tedavisinde biz bir adam değil bin adım ilerleme kaydetmiş olacağız bu kesin. Bizim işimiz güven meselesidir, bize gelen bize güvenerek geldiği zaman biz bunu kısa sürede ve yerinde müdahale ile çözüp hastamızı eski sağlığına kavuşturmuş oluruz. Gelecek günlerde bu dernekleşme işine ağırlık vereceğiz" diyor Psikolog Hasan Ozan. Paris ( hodrimeydan.net) |


















